Son havadisler

Bir aydan fazla olmuş buraya yazmayalı. Oysa o kadar çok şey oldu ki. Şu an dışarısı güneşli. Pencerem açık. Arkada fizy’den Sezen Aksu “beraber olamayız benim gibi biliyorsun” diyor hüzünlü hüzünlü. Olanları anlatacak değilim. Boşuna bekleme sevgili okurum. Çünkü olayların öznesi başkaları. Ben kenarından dahil oldum. Ama okkalı bir dahiliyet.

Ben sadece son birkaç günde benim başıma gelenleri söyleyeyim. Geçen Salı günü Ayfer Tunç’un söyleşisine katıldım. S. beni son dakikada ekti. O da gelecekti. Bu arada S. da blog açmış. Senin tarzında yazıyorum dedi. Komiğime gitti. Söyleşiden çıkışta kızlarla oturduk bir yerde çay filan içtik sohbet ettik. Kızlardan ayrıldıktan sonra ben  fünikülerle eve ulaşmaya çalışırken fünikülerde bir yakışıklıyla sohbet ettim. Galiba karşılıklı hoşlaştık. Sonra herkes kendi yoluna gitti. Fakat gelecek Salı ikimiz de bir diğer edebiyat söyleşisine katılacağız. Füniküler yukarı çıkana kadar bunu sabitleyebildik en azından.
Perşembe akşamı akşamın saat sekizinde durup dururken bir iş teklifi aldım. Bir kaç saat sonra televizyonun ekranında M.’ı belirdi aniden. Bu blogda sevdiğim adam diye geçen bir süre önce. Canlı yayında. Yani o an ordaydı. Ve ne yaptığını görebiliyordum. Çokça sıkılıyordu. İşiyle gücüyle uğraşıyordu her zamanki gibi. Şimdi ekşi sözlük’te hakkında daha çok entry girilmiştir. Bak şimdi aklıma geldi. Bir ara girer bakarım.
Sonra Cuma günü, bana gelen iş teklifini değerlendirip, gece M.’ı izliycem diye sabahın üçünde yatmış olmama rağmen erken kalkıp görüşmede işi kaptım.

Şu son bir ayda kiliseye bile gittim. Üç mum yaktım. Evet ateisttim ben. Ama fanatik ateist değilim herhalde. Bazen ne düşündüğümü ben de bilmiyorum. Gene gidebilirim. İş görüşmesine giderken, yokuşu çıkarken, sanki babam yanımdaymış gençmiş ve benimle beraber benim yanımdan yürüyormuş gibi hissettim. Yanımdan yürüyor ve moral veriyormuş gibi. Moral veriyor ve beni sakinleştiriyor gibi. Merak etme kızım, ben yanındayım der gibi. Babam yanımdayken başaramayacağım iş yoktur sanki. Var mı?

Şu son bir ayda doğum olayıyla ilgili de çok düşündüm. Doğum sanki seni hayata hazırlamak için en önemli ders. İlk başta rahatın yerinde. Ekmek elden su gölden kelimenin tam anlamıyla. Sonra birden bire o sıcacık sular şarr diye gidiyor,  bir anda aman demeden. Arkasından kafan daracık bir yere sıkışıyor. Anan ağlıyor. Sanki çok fena gidişat. Sonra daha kafan kurtulmadan kıçın da dara giriyor. Kan revan içinde buz gibi bir yere çıkıyorsun. Tam kurtuldum galiba en azından kafam sıkışıklıktan kurtuldu derken, kıçına bir şamar yiyorsun. Avazın çıktığı kadar bağırıyorsun artık. Ama tüm bunlara dayandıktan sonra, seni bir güzel temizleyip pamuklara sarıyorlar. Sıcacık tutup kucaklarda taşıyorlar. Ben sezaryenle doğmuşum gerçi. Ama hayat bazen bunu yapıyor. Dayanabilmek lazım. Kıçına bir şamar yedikten sonra bile. Tıpta öğrenmiştik. O çığlığın kan basıncı üzerindeki etkisi ile kalpte bulunan bir delik kapanıyor ve kalp normal işlevini yapmaya başlıyor. Anne karnındaysa o delik gerekli. O zaman dolaşım sistemi farklı. Öyle işte.

Hiçbir şey bilmiyoruz. Hayatla ilgili. Hiçbir şey.

Bahar gelsin artık. Gerçi perşembe günü işbaşı yapıyorum. Olsun bahar bahardır.

4 thoughts on “Son havadisler

      • Uzun bir süredir sadık bir izleyicinizim, evet:) kitapları, yazmayı, okumayı çok seven bana ilham veriyorsunuz. bunun için çok teşekkürler.

      • Ben teşekkür ederim asıl. Böyle insan bilinçsizce birşeyler yapıp sonra da bunun aslında birisi için işe yarar birşey olduğunu öğrenince çok garip duygulara kapılıyor. Seviniyor. Sevgiler.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Connecting to %s